“Honda” markasını hepimiz bir yerlerden duymuşuzdur. Tahmin edebileceğiniz üzere Soichiro Honda bu ünlü şirketin kurucusudur. İnanç ve azim olmadan hiçbir şeyin başarıya ulaşamayacağını dile getiren ünlü girişimcinin hikayesi ise herkese örnek olacak cinsten. Bu yüzden bizde Ovvah ekibi olarak sizlere olağanüstü bir hayat hikayesine sahip olan Soichiro Honda’nın başından geçenleri ve yaptıklarını anlatmaya çalıştık. Gelin başlayalım.
Soichiro Honda
Soichiro Honda, Komyo adında küçük bir Japon eyaletinde doğdu. Yirminci yüzyıl başlarıydı. Daha küçük yaşlarındayken yaşadığı şehre bir Ford otomobil geldi. Honda bu araba karşısında adeta büyülenmişti ve durmadan bu arabanın neler yapabileceğini, nasıl daha iyi olabileceğini düşünmeye başlamıştı. Bir gün kendi arabasını yapmaya karar vereceği gün o gündü.
Okul hayatı pek başarılı geçmeyen Honda, bir keresinde karnesindeki zayıf notları düzeltmeyi denedi. Ancak notları düzeltmede pek başarılı olamadı bu yüzden babasına yakalandı. Bu nedenle babası da ona tek ayak üstünde durma cezası verdi. Babası Soichiro Honda’ya bu cezayı haylazlık nedeniyle değil, notları düzeltirken yaptığı yanlışı fark etmemesi nedeniyle vermişti. Ortaokulu bitiren Honda, Tokyo’daki bir oto tamir atölyesi olan Art Shokai’de işe girmek için Tokyo’ya gitti ve işe alınarak burada çalışmaya başladı.
Soichiro Honda efsanesinin doğuşu
1923 yılında meydana gelen bir yangında, atölyedeki üç aracın yanmasını önleyen Honda patronunun gözüne girdi. Bu yüzden fabrika müdürü bir gün Honda’ya etraftaki parçalardan bir yarış arabası yapabileceğini söyledi. Bir araba yapmak Soichiro Honda’nın en büyük hayaliydi. Bu yüzden patronu bu fikri önerdiğinde bir saniye bile tereddüt etmedi. Endüstriyel ve el işi tekniklerini birleştirerek ilk modelini yapmayı başardı. Ayrıca parçaların çoğunu da kendisi yaptı hatta ahşap tekerleklerinin jantlarını eliyle oydu.
“Curtiss” modeli böylece ortaya çıkmış oldu. Arabayı hemen yarışlara sokmayı ihmal etmedi çünkü dönemine göre olağanüstü bir otomobildi. Sadece tutkulu ve kendini işine adayan bir tamirci olarak değil aynı zamanda bir yarış pilotu olarak da parladı. 1924’te, Japon şampiyonasını kazandı. O sırada, Soichiro Honda sadece 18 yaşındaydı. Arabasını saatte 120 km’ye kadar çıkarıp hız rekorunu kırmayı başardı ve bu rekor Japonya’da yirmi yıl kırılamadı.
Bu sırada çalıştığı atölye yeni şubeler açıyor, giderek büyüyordu. Bu şubelerden birisinin başına da Honda geçti. Birkaç ay önce çıkan yangının sebebi o dönem otomobillerde tahta jantlar kullanılmasıydı. Honda, tahta yerine metal jantlar kullanarak diğer yangınlarında önüne geçebileceğini düşündü. Kırılmaya ve yanmaya karşı dayanıklı yedek parçalar üretmeye başladı ve patentini dahi aldı. Atölye çok iyi kazanç elde etmesine rağmen Soichiro Honda kazandığı tüm parayı yine ürün geliştirmeye yatırıyordu ve Art Shokai’nin sahipleri bu durumu desteklemiyorlardı.
Soichiro neredeyse atölyede yaşar hale gelmişti ve piston yayı geliştirmeye çalışıyordu. Öyle ki eşinin mücevherlerini bile atölyeye yatırmıştı. Tüm çabalara rağmen istediği başarıyı elde edemeyen Honda, bir süre sonra kendini eğitime verdi. Honda, motor ve otomotiv okulunda dersler almaya başladı. Arta kalan zamanlarda da yarış aracı tasarımına devam ediyordu. Yeni bir soğutma sistemi tasarlayan Honda, testler için bizzat direksiyon başına geçti, yarışlara katıldı. Bir yarış sırasında saate 120 kilometre hıza ulaştı, aracın motoru kilitlendi ve Honda şiddetle araçtan dışarı fırladı. Hastaneye kaldırılan Honda’nın yarış kariyeri de böylece sona erdi.
Başarmak için: “Asla Vazgeçme”
Hastanedeyken kötü haberler gelmeye devam etti. Patentini aldığı piston sistemini Toyota’ya satmaya çalıştı ancak ürettiği 30.000 piston yayları Toyota tarafından incelenmiş ama sadece 3 tanesi kalite testinden geçebilmişti. Buna ek olarak Soichiro gittiği meslek okulundan da atıldı. Peki pes etti mi? “Hayır”
İyileştikten sonra tüm çabalara rağmen istediği başarıyı elde edemeyen Soichiro Honda, 21 yaşındayken memleketine geri dönmeye karar verdi. 6 yıl fabrikada çalışmıştı ve artık bir sonraki adıma geçmeye hazırdı. Ertesi yıl kendi şirketini kurdu. Toukai Precision Machine Company isimli bu şirketin ana işlevi otomobil parçaları, özellikle piston segmanları üretmekti.
2. Dünya Savaşı zamanlarında bu şirket Toyota’nın piston yayı ihtiyacını neredeyse yarısını karşılar hale gelmişti. Ancak 2. Dünya savaşında Japonya’nın yenilmesi ve şirketin ABD uçakları tarafından bombalanmasıyla işler bir anda renk değiştirdi. Ülke kötü bir döneme girmişti ve büyük zarar gören kendi fabrikasını restore edemedi. 450.000 Yen karşılığında Toyota’ya sattı. Yaklaşık bir yıl sonra 1946’da kazandığı ve biriktirdiği az miktarda parayla yeni bir şirket kurdu: Honda Teknoloji Araştırma Enstitüsü…
Honda Teknoloji Araştırma Enstitüsü
Yeni şirketiyle 2 yıl boyunca dünyanın ilk çift pistonlu motosikletlerini üretti. Şirketin adını ise Honda Motor Company (HMC) olarak değiştirdi. Çok geçmeden 4 pistonlu motosikletler üretmeye başladı. HMC kuruluşundan 12 yıl sonra, ülkenin en büyük motosiklet üreticisi olmuştu. Honda, sadece motorlarıyla değil iş anlayışıyla da yönetim dünyasına yeni bir soluk getirdi. Şirket içinde hiyerarşiye karşı olan Soichiro’nun fikri ise şu yöndeydi:
“Genelde insanlar baskı altında olmadıkları zaman daha sıkı ve daha iyi çalışırlar. İnsanlar baskı altında değilken daha inovatif olurlar. Honda olarak biz de şirket içindeki parlak insanları ortaya çıkarmak üzere bir sistem kurguladık. Öyle ki bu parlak kişiler, zamanla başkanlık koltuğuna bile oturabilirler.”
56 yaşına gelen Honda, şirketiyle araba üretme kararı aldı. O dönem otomobil piyasasındaki en sıkıntılı parçalardan birisi egzozlardı. Honda ise bir “katalik dönüştürücü” geliştirdi ve egzoz gazı sorununa yeni bir çözüm üretti. Honda’nın motorları çevreye giderek daha az zararlı gaz salmaya başlamıştı. 1975’te üretilen tarihin en sembolik modellerinden Honda Civic, yeni nesil salınım sistemlerine sahip ilk otomobildi. Ancak engellerin ardı arkası kesilmiyordu.
Japonya devlet yetkilileri, ülkedeki petrol krizi yüzünden otomobil üretimini kısıtlamak istiyorlardı. Honda, devlet yetkililerine karşı çıkarak, fiyatları düşürüp üretimini ikiye katlama kararı aldı. Rakipleri Nissan ve Toyota’nın satışları %40 düşerken, Honda’nın satışları kısa sürede %76 oranında yükseldi. Bu başarı Honda’yı küresel bir şirket olma yoluna soktu. Honda artık bir otomotiv efsanesi olmuştu.
Soichiro Honda, vefat ettiği 5 Ağustos 1991 tarihine kadar durmadan çalıştı, arkasında 470 icat, 150 patentli teknoloji ve birden fazla doktora derecesi bıraktı. Sadece 3200 dolar sermaye ile kurduğu şirketin bugün yıllık kazancı 30 milyar dolar ve artmaya da devam ediyor…
